Recent Posts

23 Mayıs 2012 Çarşamba

www.gokhandumanli.com yayında ...

Merhaba Dostlar, yoğun geçen seanslar, katıldığım söyleşiler, eğitim organizasyonlarım ve üzerinde çalıştığım bir kaç proje vesilesi ile çok uzun süredir burada sizlerle buluşamadım. Ama güzel bir haberim var : )

Uzun zamandır yapım aşamasında olan web sitem yayına açıldı ...

 www.gokhandumanli.com üzerinden çalışmalarıma ve benim hakkımda çok daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz. 

Ayrıca Bursa'da koordinatörlüğünü yaptığım 5 Haziran günü başlayacak Yaşam Koçluğu eğitimi organizasyonunu gerçekleştiriyorum. Bursa'lı okuyucularımı bekliyorum.Detaylara buradaki linkten ulaşabilirsiniz...

Ve Bursa'nın önemli dergilerinden Olay Trend'de bu ay benimle yapılmış röportajı okuyabilirsiniz. Yaşam, İlişkiler, Kilo Kontrolü gibi konularda paylaşımlarımın olduğu röportajı keyifle okumanızı dilerim. Çok yakında bir video ile de sizlerle olacağım.

Web sitem üzerinden takip edebilirsiniz.

 Sevgilerimle
 Gökhan Dumanlı
 Yaşam Koçu ve İletişim Danışmanı

18 Mart 2012 Pazar

Bahar geldiğinde mi ben böyle olurum yoksa böyle olduğumda mı gelir bahar ...

Ne güzel söylüyor Candan Erçetin 'Bahar' isimli şarkısında ...

Güneşi gören yüzümüz nasıl da gülümsüyor ve nasıl da kendine iyi gelen şarkıları hemen diline pelesenk ediyor ...

Bir türlü gelip gitmesi bitmeyen gezegenlerin milletçe alt üst ettiği ruh halimize gelebilecek en iyi ilaçtı bugünkü hava ...

Neşe doluyor insan , çiçek açıyor bedeninde ve kulağında hep sevdiği müzikler çalıyormuş gibi salınma hissi ile atıyor kendini sokaklara ....

Bugün inanılmaz bir coşku ve yaşama sevinci ile başladım güne ...

Yazıya başlarken kurduğum cümlelerden de anlaşılacağı üzere : )

Dün akşam aldığım yoğun alkolün de etkisi vardır elbet bu bahar sarhoşu hallerimin altında : )

Dört saat uyumuş olmak bile yıldırmadı beni ve erkenden başladım güne ...

Sabah küçük bir yürüyüş ardından güzel bir kahvaltı ve akabınde bir kahve buluşması ile tatmin olmayan ruhum en sevdiği şarkıları müzik çalarına yükleyip daha çok yürüme arzusuyla vurdu kendini yollara ...

Kulağımda Elif Çağlar'ın MUSIC isimli albümünden en güzel caz nağmeleri...

Nişantaşı'nda değil de sanki hep yaşamak istediğim 'Desperate Housewives' dizisinin çekildiği Wisteria Lane'da yaşıyormuşum, elimde 'King Charles' cinsi köpeğim yüzümde kocaman tebessümümle komşularıma el sallıyorum :)

Eyyy Bahar ya da Alkol sen nelere kadirsin :)) Neler düşündürüyor neler yazdırıyorsun insana :))

Bu Halet-i Ruhiye içinde ne kadar yürüdüm bilmiyorum en nihayetinde gördüğüm en yakın Starbucks'a girip içimdeki bu coşkuyu yazıya aktarma hevesi ile açtım bilgisayarımı başladım yazmaya ...

Şu sıralar işim, ailem, özel hayatım, dünya telaşları derken unuttuğum bir çok duyguyu yaşama ve keşfetme günlerimdeyim...Yani bir iç muhasebe bir derinlere inme hali ..

Cümleyi okuduğunuzda çok olumlu gibi gelse de aslında içinde barındırdığı eylemler ciddi bir olumsuzluğa da işaret ediyor...

Yani tam böyle iyi ile kötü arasında bir çizgideyim...

Ve Aheste aheste okuduğum Elif şafak'ın Aşk isimli romanı bu hallerime ilaç gibi geliyor ...

Kitapta Şems - i Tebrizi'in 40 öğüdü yer alıyor ...

Hepsi öylesine içten öylesine derinden etkiliyor ki insanı hakikaten başka bir düşünce boyutuna taşınıyorsunuz.

Benim son dönemde hayatım ile ilgili aldığım kararlara ve yaşadığım olaylara istinaden olsa gerek en çok etkilendiğim öğütlerinden biri ; Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın. Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?


Böyle işte ...

Aslında uzun uzun başka başka şeyler yazacaktım ama sanırım akşamdan kalma halim ve bahar sarhoşluğum şu an buna müsade etmiyor :)

Çantamı sırtıma , müzik çalarımı kulağıma takıp Şems'in öğütlerini de aklıma kazıyarak tekrar düşüyorum yollara :)

Herkese mutlu ve huzurlu bir hafta diliyorum...

Sevgilerimle,

Gökhan Dumanlı
Yaşam Koçu ve İletişim Danışmanı

3 Mart 2012 Cumartesi

Bir Yarışma Hikayesi ....

Bir iki ay önceydi ...

Keyifle izlediğim yarışma programlarından birine bakarken neden ben de izlemektense yarışmayı tercih etmiyorum deyip internetten başvuru formunu doldurup göndermiştim...

Amacım uzun süre yer alacağım ve de eğleneceğim bir yapımda yer almaktı.

Başvurumdan bir iki gün sonra telefonuma gelen bir mesajla görüşmeye çağrıldım.

Başvurduğum yarışma için görüşmemin üzerinden bir kaç hafta geçtikten sonra yapımcı firma Endemol tarafından yine kendi bünyelerinde olan ve yeni başlayan Eyvah Düşüyorum'da yarışmak isteyip istemediğim soruldu ...

Yarışma yeni başlamaıştı ve ben sadece fragmanlarını görmüştüm nitekim izledikten sonra yarışmanın çok eğlenceli, Eser'in sunumunun muhteşem olduğuna kanaat getirmiştim ancak kısa süreli bir yarış olacağını düşündüğümden ve ilk defa böyle bir şeye kalkıştığımdan telefon ile katılamayacağımı bildirmiştim...

Zaman geçmiş ve ben her hafta yarışmayı izler pozisyonnda bulmuştum kendimi :)

Ve bir kaç hafta sonra dayanamayıp arayarak katılmak istediğimi bildirdim.

Bir iki görüşme sonrası yayın gününe karar verildi ve ana yarışmacı ya da yan yarışmacı olacağım konusunda hiçbir bilgi verilmedi.

Yayın sabahı evden alınıp stüdyoya götürüldüğümde ancak ana yarışmacı olduğum bilgisine ulaştım ve elbette heyecanım kat be kat arttı.

Binlerce insan arasından ana yarışmacı seçilmek hakikaten çok hoştu.

Tek isteğim inanılmaz eğlenmek ve eğlendirmekti ...

Yarışmaya katılmadan önce kendimi bu yarışma benim miladım olacak diyordum ...

( Hatırlarsanız 'Planım da yok Gardım da' başlıklı yazımda size son dönemdeki ruh halimden biraz bahsetmiştim ... Başlığı tıklayıp okursanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız )

Hayatımda yaptığım her şeyi dışarıda bırakacak orada hiç olmadığım kadar rahat,enerjik ve samimi olacaktım.

Nitekim çekimler bittiğinde inanılmaz mutlu bir şekilde ayrılmıştım oradan ...

Çünkü tam da istediğim gibi olmuştu her şey ...

Yapımcı firma Endemol'a , ekranda göründüğü gibi samimi, doğal ve muhteşem mizah zekasına sahip Eser Yenenler'e çok çok teşekkürler ...

Enerjisi güzel kişileri seçtim ve onlarla yarıştım.

Yarışıp da elediğim herkesi de çok sevdim.

Her zaman tebessümle anacağım güzel bir anı edinerek oradan ayrıldım.

Elbette kurulan güzel arkadaşlıkları da atlamayayım hepsine sevgiler, selamlar ...

Yarışmanın sonucu mu ?

İşte o sürpriz :)

İzleyin ve görün ...

Hayatınızda hep tatlı yarışlar olsun.

Sevgilerimle,

Gökhan Dumanlı
Yaşam Koçu ve İletişim Danışmanı

16 Şubat 2012 Perşembe

Hayat Arkadaşı !

Nasıl güzel iki kelimeden bir oluşan bir söz ...'Hayat' ve 'Arkadaş'

Sanırlar ki evli çiftlere mahsusdur bu tanımlama ...

Halbuki en az onlar kullanır ...

Ben daha eşine hayat arkadaşım diyen bir kadın ya da erkeğe rastlamadım ...

Karım, kocam, eşim, canım, aşkım, dünyam, her şeyim .... vs. çok kullanılır ama şöyle dolu dolu içten bir hayat arkadaşı sıfatı çıkmaz evli kimselerden elbette istisnalar var ancak boşandıktan sonra kaç kişi güzel şeyler söylüyor ki eşinin ardından !!!

Evlilik başka hayat arkadaşlığı başka bu çok açık ve net ...

Evlilik araya zorunluluk katıyor ve o zaman bağlar yeteri kadar kuvvetli olmuyor !!

Ama evli olmayan hatta aralarında duygusal bir bağ bile olmayan bir çok insan kullanır bu sıfatı beraber yaşadığı insan için ...

Hayat (yol) Arkadaşı , gerçekten iyi günde kötü günde yanınızda olan, sorunlarınızı her zaman konuşarak çözdüğünüz, her zaman her yerde varlığınızdan mutluluk duyan ve bunu paylaşan, siz olmadığınız da bile sizden bahseden, ayrılsanız bile özel günlerinizi hatırlayan, dünyanın öbur ucuna bile gitseniz ilk fırsatta görüp duyduklarınızı paylaşmak isteyeceğiniz, içiniz sıkıldığınız da aklınıza gelen ilk kişi ve hastalıkta sağlıkta ömür boyu ona bakabileceğinizi hissettiğiniz kimsedir ...

Bambaşka hayatlar kurup ayrı yollarda yürüseniz bile bilirsiniz O, özeldir ...

Arada eğer duygusal bağ var ise daha bir anlamlıdır Hayat Arkadaşı tanımlaması ama dedim ya o bağ olmasa bile yukarıda bahsettiğim düşüncelere sahip bir şekilde yaşayan kişiler için de geçerlidir bu söz...

Ne mutlu ki benim böyle düşündüğüm ve benim içinde böyle düşünen biri var ve ondan bahsederken hep hayat arkadaşım sözünü kullanırım.

İçimi huzur kaplar, güvenlidir dünya benim için ve tek başıma bile yaşasam bilirim ki yalnız değilim ...

İçimdekileri ve anlatmak istediklerimi ne kadar ifade edebildim bilemiyorum ancak sevgililer günü sonrası bu yazıyı yazmam için çok sebebim vardı ...

Yüz yüze daha detaylı konuşuruz :)

kendinize ve hayat arkadaşlarınıza iyi bakın ...

Sevgiler

Gökhan Dumanlı
Yaşam Koçu ve İletişim Danışmanı

14 Şubat 2012 Salı

Sizin Sevgiyi İfade Eden Resminiz Hangisi ?

Bugün Sevginin Günü ...

Önceden sadece sevgililer günü olarak kutlansa da artık sevgi günü olarak geçiyor ve bu çok daha mutlu ediyor insanı ...

Din, dil, irk, cinsiyet gözetmeksizin herkesin bir olduğuna inanan, hoşgörü ve empati duygularına sahip, hayvanları seven ve koruyan herkesin bu özel gününü kutluyorum!


Özel günlerle arası iyi olan biri olamadım hiçbir zaman ... Bunun sebebi bu günlerin insanlara acı veren taraflarının da olması ..

Annesi - babası ve sevgilisi olanlar için böyle günler zaten pek bir şey ifade etmiyor ancak bunlara sahip olamayanlar için bu günler acı verici olabiliyor.Üstelik bunların abartılarak yaşandığı ülkemizde durum daha da vahim bir hal alıyor ama aşırıya kaçmadan yaşanıldığı sürece hiç karşı değilim elbette ... Böyle günlerin getirdiği renkliliğin ve heyecanın insanlarda yarattığı pozitif etkisini de görmezden gelemeyiz ...

Ben bu yaşıma kadar hiç bu kadar konuşulan bir sevgililer gününe tanık olmamıştım.Sanırım insanların artık sosyal medyayı çok etkin bir şekilde kullanmalarının bir sonucu bu.Ben bile üşenmeyip bilgisayar karşısına oturup bu konuda yazı yazıyorsam cidden bu konuşmaların etkisidir :)

Yazımı yazarken benim için sevgiyi ifade eden bir resim arayışına girmiştim ve birden aklıma aylar önce bulup sakladığım bir resim geldi ...

Ricky Martin ve taşıyıcı anne yolu ile sahip olduğu ikizlerinin resmi !


Sizin sevgiyi ifade eden resminiz hangisi ?

Düşünüp de paylaişırsanız çok sevinirim. ( gdumanli@gmail.com)

Hayatınızın her gününü arzuladığınız şekilde yaşmanız dileğiyle ..

Sevgiler

Gökhan Dumanlı
Yaşam koçu ve İletişim Danışmanı

13 Şubat 2012 Pazartesi

Planım da Yok, Gardım da ...

Ebru Gündeş'ten parçalar armağan ederek bitirdiğim , melankolik ruh halimin elinden çıkan doğum günü yazımdan sonra bugün biraz daha rahatlamış olarak ikinci kez yeni yaşım ve biraz da hayatım ile ilgili bir şeyler yazmak için oturdum bilgisayar başına ...

Bu sefer fonda arabesk bir şeyler yok , aslında müzik de yok ...

Tam karşımda duran televizyonda bir şeyler oynuyor ancak en ufak bir ilgim yok arada bir kafamı kaldırıp göz ucu ile bakıyor sonra tekrar yazıma odaklanıyorum.

Twitter ve Facebook da açık arada onlara göz gezdiriyorum.Sosyal medyanın ana konusu yarın ki sevgililer günü ...

Neyse ki sevgililer günü kendimi bildim bileli bana bir şey ifade etmedi ve birlikte olduğum kişilerde hep benim gibi düşündüğünden o kuyuya hiç düşmedik !

Yeni yaşıma her ne kadar hüzünlü girmiş olsam da aslında hayatımda çok önemli değişimlerin olacağını bilmenin heyecanı ile karşıladım kendisini...

Üç pasta üfledim ve üçünde de yeni hayatımla ilgili her şeyin yolunda gitmesini diledim Allah'tan ...

Yeni ev, mevcut işimin yanı sıra başlayacağım yeni iş projeleri, seyahatler ve artık planlamadığım ama açık olduğum onlarca proje ...

Açık olduğum onlarca proje , aklımda hiç olmayan ama birinden ya da kendi aklımdan gelirse asla ötelemeyeceğim ya da reddetmeyeceğim projeler ...

Mesela geçen gün Taksim'de yürürken iki kadının yolumu kesip 'biz yapımcıyız bir proje için sizi cihangir'deki ofisimize bekliyoruz' deyip beni televizyon dünyasına kazandırmak istemeleri gibi : )

Kartvizitlerine baktığımda sektörün en büyük yapım firmalarından biri olduklarını görünce 'neden olmasın' dedim ve gülümseyerek ayrıldım yanlarından ...

Hiç aklımda yokken bir film çektim ve şimdi bu konu ile ilgili bilmediğim şeyleri öğreniyorum ayrıca ikinci filmim için çoktan çalışmalara başladım.
Belki de ilerde uzun metrajlı bir film yapacağım.Neden olmasın :)

'Var mısın , yok musun ? ' için form doldurup , göndermiştim. Görüşmeye çağrıldım ve neden olmasın diyorum :)

Yarın bir teklif gelse ve dünyanın öbür ucuna çağrılsam neden olmasın deyip atlar giderim ...

Hayatımda ilk defa kontrolü elden bırakıyor ve kendimi hayatın akışına bırakıyorum.
Ve inanın gerçekten kendimi kuş gibi hafif hissediyorum ...

Gelsin bakalım hayat bildiği gibi ... Planım da yok , gardımda ...

Kısacası 'dünya dönüyor, biz ne dersek diyelim ve yıllar geçiyor fark etmesek
de' ...

Sevgilerimle,
Gökhan Dumanlı
Yaşam Koçu ve İletişim Danışmanı

6 Şubat 2012 Pazartesi

Doğum Günüm Üzerine ...

Her konuda her zaman bir şeyler yazabilen ben, bugün kelimelerle aramdaki
suskunluğu bozamıyorum.
Bedenen bulunduğum bu yerlerde beynimle flört edemiyorum... O bambaşka diyarlarda, bambaşka insanlar, dostlar, işler, yazılarla meşgul ...

Bugün benim için özel bir gün ... 26 yıl önce bugün açmışım dünyaya gözlerimi ...

Annemin saatini hatırlayamadığı ama öğle vaktiydi diye tanımladığı bir zaman diliminde ...

İki gündür doğum günüm ile ilgili bir şeyler yazmaya çalışıyorum ancak olmuyor ...
Kurduğum cümleler, yazdığım satırlar sanki bana ait değil gibi hissediyorum

Doğum hikayem, annemin hamilelik süreci, çocukluğum derken yazıp yazıp siliyorum ...

Dün akşam evimde oturmuş tekrar bir şeyler yazabilme ümidi ile bilgisayar başında uğraşırken açık olan televizyondan bir şarkı çalındı kulaklarıma ...

Bir an oturduğum koltukta doğruldum ve ekrana baktım...

Ses yarışmasında bir aday sözlerini Sezen Aksu'nun yazdığı , Ebru Gündeş'in seslendirdiği 'Kaçak' isimi şarkıyı söylüyordu...

... Bir daha bu yolları aynı hevesle yürür müyüm , kim bilir ne bekliyor ,
kalır mıyım , ölür müyüm , ne malum dünya gözüyle bir daha görür müyüm ...

Bilgisayarı kenara koyup , açtım televizyonun sesini sonuna kadar ...

Nasıl iyi geldi nasıl , nasıl ...
Sanki o sözler benim günlerdir düşünüp de bulamadığım sözlerdi...

Şarkı bitmiş ama ben de dinleme isteği bitmemişti ...

Hemen bilgisayara girip açtım şarkıyı yeniden ... Bu sefer Ebru gündeş'ten dinliyordum şarkıyı daha da yüksek bir sesle ...

Derin , kuvvetli bir 'ohh' çektim ...

Bu arada saatler de 00.00 ' a gelmişti ...

Akşam 21:00 sularında eve girdiğimde hayatımdaki en önemli insanın aşağıda benim için hazırladığı sürpriz ise masanın üzerinde bütün canlılığını koruyordu ...

Facebook duvarıma ve cep telefonuma gelen mesajlar da enerjimi yükseltmeye başlamıştı ve bu sabaha daha da enerji dolu başlamak için kapadım gözlerimi uykuya ...

Güne başladığımda akşamdan kalma yarı hüzünlü yarı neşeli halim ilerleyen saatlerde de devam etti ...

Gün içinde onlarca mesaj, telefon ve bir kaç misafirden sonra tamamen yükselen enerjimle annemlerin benim için hazırladığı ev partisine doğru yola çıktım...

Ablamın hünerli ellerinden benim için hazırlanan kek'e mumlar yerleştirildi ve 2.kez 26.yaş günüme merhaba pastamı kesmiş oldum :)

Bugün ayrıca uzunca bir süre doğum günü kutlaması yapıp yapmamak konusundaki kararsızlığımı da taşıdım üzerimde ancak dostlarımla birarada olmak düşüncesi beni epey motive ettiği için cuma akşamı 3.kez 26 ya merhaba pastamı keseceğim...

Aslında hala düşünüyorum :)

Dün geceden beri iyi dileklerini benimle paylaşan bütün dostlarıma çok teşekkür ederim.

Özel bir ay 'Şubat' ...

Soğukların en şiddetlisi ama ilkbaharın da habercisi, 12 ayın en kısası, dahilerin burcu Kova'nın, duyguların en yükseğini yaşayan balık burcunun ev sahibi ( ben bu iki burcu da taşıyorum ) yani sürünün dışında … Öteki !!! ...
Benim gibi ...

Kucak dolusu sevgilerimle,

Gökhan Dumanlı
Yaşam koçu ve İletişim Danışmanı